Varak 5a
…ve şefkatlerinden dilenen ve istenen şudur: kusur ve eksiklikle dolu satırların arasına düşmüş yanlışı ve bozukluğu şefkat etekleriyle örtsünler, düzeltilmesinde sınırsız gayret göstersinler. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir; ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır. Muvaffakiyeti veren O'dur ve tahkik ile tedkikin dizginleri O'nun elindedir.*1
Mukaddime: Acayip Üzerine
Bu «âyetleri acayip» kitap, acayipliklerin hallerini anlatmayı kapsadığından, önce «aceb»in tarifi gerekti — ta ki «aceb»in anlamı bilinsin, sonra gerektikçe anılıp örneklendirilsin.*2
Aceb şudur: insan görmediği bir nesneyi gördüyse, yahut o nesnenin nasıl etki ettiğini bilmiyorsa, kendisine bir hayret gelir; işte buna «aceb» derler.*2
Örneği: bir kimse balı peteğinde gördüyse yine bir hayret gelir de «bu sanatın ustası ne türlü bir usta, gök yapılı ne mühendistir!» der. Yani arıyı görse hayreti kat kat artar: öyle zayıf bir hayvan, öyle cılız bir yaratık, bu türden altıgen yapılı, kenarları birbirine eşit hücreleri nasıl kurar — usta mühendisler cetvel ve pergelle böylesini yapmakta acizliklerini itiraf ederken?*3
Mumu nereden bulur ki ondan genişlikleri ve ölçüleri birbirine eşit evler yapsın; biri ötekinden ne fazla ne eksik, sanki kalıba dökülmüş gibi olsun? Sonra balı hangi yerden aldı ki kendisi için kışa azık biriktirsin?*4
Ve hangi yolla kışa karşı korunmaya yönelir ki vakit gelmeden tedarikini görsün, biriktirdiği balın üstünü mumla sımsıkı örtsün de hiçbir yandan hava girmesin, toz kaçmasın?*4
Âlemdeki bütün şeyler bu mertebededir. Ne var ki insan, dünyaya dair acayip işleri çocukluğunda idrak eder; yavaş yavaş, azar azar gençlik çağı gelince ihtiyaçlarını gidermeye ve nefsanî arzularını elde etmeye alışır — ve uzun alışkanlık yüzünden eşyanın acayipliği gözünden silinir.
Ancak şu kadarı bâki kalır: görmediği bir hayvanı görse yahut duymadığı bir sözü işitse, o zaman ülfetle gözünden silinmiş olan taaccüb geri döner ve dilini «Sübhânallah» sözüne…*5
devamı — vr. 5b…çözülür. Oysa her vakit ve her an gözleri, yardımı…* İnsan onayı gerekli · 5
- *1satır 2
سعی نامحصور بيورهلرdiğer okumalar:سعی نامحصورا بيورهلرBELİRSİZ. 'buyuralar'dan önce çözülemeyen bir elif var; محصور'un vâvının kuyruğu ya da ayrı bir kelimenin başı olabilir. Anlam etkilenmiyor. - *2satır 6
اول نسنه[نك]Satır sonundaki iyelik eki mürekkep lekesiyle örtülü. 7. satır 'keyfiyyet-i te'sîrine' ile başladığından tamlayan hâli (نسنهنك) zorunlu. - *3satır 8
معسلندهdiğer okumalar:محلّندهBELİRSİZ. م-ع-س-ل okunuyor; 'mu'assel' (ballanmış, petek) anlamı bağlama oturuyor ama kelime bu kalıpta seyrek. - *4satır 14
محمیdiğer okumalar:مهمّ,يحمیBELİRSİZ. 'kışa karşı korunma' anlamı bağlamdan; ilk harfin م mi ي mi olduğu kesin değil. - *5satır 21
لسانينیdiğer okumalar:لسانيناBELİRSİZ. Yükleme hâli eki net değil; 'lisânını ... kelâmına [tahrîk ede]' kuruluşu 5b'nin ilk satırında tamamlanıyor.
Çözülmüş ya da onaylanmış · 4
- çözüldüsatır 6
كوردسهdiğer okumalar:كورسهÇÖZÜLDÜ. و ile س arasında د var: 'gördise' (gördü ise), 'görse' değil. 8. satırda aynı imla. - çözüldüsatır 12
نره دنdiğer okumalar:نزهه دنÇÖZÜLDÜ. 'nereden'. Aynı soru kalıbı 14. satırda 'ne mahalden' olarak yineleniyor. - çözüldüsatır 16
داخلdiğer okumalar:آخلÇÖZÜLDÜ. 'gubâr dâhil olmaya' — toz girmesin. 'âhal' diye bir kelime yok. - çözüldüsatır 19
باقیdiğer okumalar:بناقیÇÖZÜLDÜ. ب-ا-ق-ی. 20. satır 'kalır ki' ile başlıyor: 'ancak ol kadar bâkī kalır ki'.