Varak 5b
…çözülür. Oysa her vakit ve her an gözleri, yardımı kendisinden istenen Melik'in sanatının acayipliklerine bakmaktadır. Sözün doğruluğuna sadık delil şudur: basiret gözüyle şu yüce cisimlere bak, düşünceyi derinleştir ve inceden inceye araştır.*1
Allah Teâlâ buyurdu: «Göğü kudretimizle biz kurduk; şüphesiz biz genişleticiyiz. Yeri de biz döşedik; ne güzel döşeyiciyiz.» (Zâriyât 51/47-48)
Gök cisimlerinin, aklın kavramaya güç yetiremediği genişliği ve sağlamlığı; «kitap ecelini buluncaya» dek değişimden ve bozulmadan korunmuş ilâhî bir bina oluşu. Dünya — yerler, denizler ve havalar — gökler yanında, geniş bir çöle atılmış bir halka gibidir.
Sonra bu ölçüde genişlik, kemal, metanet ve sağlamlıkla çeşitli devirler yapması: kimi değirmen taşı gibi, kimi su dolabı gibi, kimi hamail gibi döner; kimi yürüyüş ve harekette hızlı, kimi ağırdır, ama hepsi sürekli dönüp bir an olsun durup dinlenmez. Ve şanı böyle büyük bir binanın direksiz ayakta durması.
Bir de yıldızları ve yıldızların renklerinin farklılığı; güneşi, ayı, doğuş ve batış yerlerinin değişmesi; güneşin hareketi yüzünden vakitlerin değişmesi — kâh bahar, kâh yaz, kâh güz, kâh kış; ayın ışığı ve yüzündeki kara leke ki onu çözüp açıklamaya bugüne dek kimse kadir olamamıştır.
İbret gözüyle anlatılan bu ilâhî yapıtlara bakılsa akıllar ve hayaller şaşkına döner. Sonra yerle gök arasına bak: yeller, bulutlar, karlar, yağmurlar; gök gürültüsü, şimşek ve seller; bulutlarla oynaşmaları; deniz suyunu ve anlatılamaz ağırlıkları taşıyan bulutları yerden kaldırıp havaya yükseltmesi.*2
Bulutların bir kısmını sürmesi, bir kısmını sıkması, bir kısmında bulutu parça parça edip havayı açması; yağmurun belli bir ölçüyle yeryüzüne damlaması, fazlasının dağların altındaki mağaralarda ve kovuklarda toplanıp bütün yıl kesilmeksizin ırmakların ve pınarların akması.
Sonra yeryüzüne bak: hayvan cinslerine barınak ve karargâhtır — ırmaklar, denizler, madenler, bitkiler. Bir de yerin altına bak: pınarlara yer ve barınak, ölülere de mesken ve dönüş yeridir. Bütün…*3*4
devamı — vr. 6a…eşyada acayiplik kesindir; ne var ki bizim idrak edemeyişimiz…* İnsan onayı gerekli · 4
- *1satır 1
خال بو كهdiğer okumalar:حال بو كهBELİRSİZ. İlk harfin üstünde nokta var (خ), ama kelime 'hâl bu ki' (حال) olmalı. Kâtip imlası ya da noktanın hareke ile karışması. - *2satır 15
ما لا يقالdiğer okumalar:ما لا يعقلBELİRSİZ. 'Anlatılamaz' anlamında; harfler net değil, ama 'haml-i eskāl' ile birlikte 'tarif edilemez ağırlıklar' okuması bağlama oturuyor. - *3satır 20
دريالرdiğer okumalar:دديالر,واديلرBELİRSİZ. İkinci harf د gibi duruyor; 'enhâr - deryâlar - meâdin - nebât' dizisi 'deryâlar'ı gerektiriyor. - *4satır 21
سبع عيوبهdiğer okumalar:سبع عيونهBELİRSİZ, İNSAN KONTROLÜ ŞART. 'Yerin altı' bağlamında 'uyûb' (ayıplar) anlamsız; 'uyûn' (pınarlar) 19. satırdaki 'enhâr ve uyûn' ile uyuşuyor ama son harfin noktası altta görünüyor.
Çözülmüş ya da onaylanmış · 3
- çözüldüsatır 5
دنيا يرلر و دريالر و هوالرdiğer okumalar:ديار يرلرÇÖZÜLDÜ. د + üstte nokta (ن) + altta iki nokta (ي) + ا = دنيا. 6. satırla birleşince klasik teşbih tamamlanıyor: dünya, gökler yanında çöle atılmış bir halka. - çözüldüsatır 7
رحویdiğer okumalar:دحویÇÖZÜLDÜ. د ile ر burada ayırt edilmiyor, ama 'rahavî / dûlâbî / hamâilî' üçlüsü İslam astronomisinin feleğin görünür dönüşü için kullandığı yerleşik terimler: değirmen taşı, su dolabı ve kılıç kayışı gibi dönüş. - çözüldüsatır 18
تحتdiğer okumalar:مختÇÖZÜLDÜ. İki nokta üstte, iki nokta üstte: ت-ح-ت. 'taht-ı cibâl' = dağların altı.